|
DIYET UZMANI
METABOLIZMA UZMANI
PROF DR METIN OZATA
İNSÜLİN DİRENCİ DİYETİ
Kilo alınmasının en önemli nedeni insülin direncidir. İnsülin direncine
direnmek gerekir. İnsülin direncinin çözülmesi için insülin direnci
yapan nedenin saptanması gerekir. Bu amçla bir ENDOKRİN uzmanına
başvurmak gerekir.
İnsülin direnci diyeti inin esası karbonhidratları seçerken düşük
glisemik indeksli olanları seçmektir.
1.Rafine karbonhidratlar yani beyaz un ve rafine tahıldan yapılmış
karbonhidratlar yüksek glisemik indekslidir.
2.Beyaz ekmek yüksek glisemik indekslidir.Tam buğday veya kepek az
glimemik indeks (GI)’lidir.
3. Diyetteki lif oranı artınca GI’i azalır.
4.Karbonhidrat içinde amiloz ve amilopektin vardır. Amilopektin
fazlaysa kan şekeri daha çok artar Amilopektini fazla olanlar ekmek,
beyaz patates, beyaz un, amiloz içerenler ise tam tahıllar,hububatlar ve
tatlı patetesdir.
5. Rafine olanlar rafine olmayanlardan dah fazla glisemik indeksi
artırır. Rafine demek işlenmiş fabrikaya girmiş gıda demektir. Rafine
olan karbonhidratlar beyaz ekmek, beyaz pirinç, kurabiye,meyve suları,
şekerlerdir. Rafine olmayanlar doğal halde bulunanlar olup GI’i
düşüktür. Bunlar daha fazla lif veya posa içerir. Örnek olarak sebze
meyve, badem, ceviz, bezelye verilebilir.
Makarna:
Beyaz makarna rafine karbonhidrat olup GI’i pişirmeye göre değişir.
Spagettiyi sadece 5-6 dk pişirilirse Gİ’i düşüktür. Makarnayı
yumuşayıncaya kadar pişirmelidir. Fazla pişirince GI artar.
İçinde asit olan gidalar GI'i düsürür. Bunun nedeni mide
boşalmasını geciktirmesidir.
Asidik gıdalara örnek;
1.Yeşil zeytin
2.Turp
3.Limon suyu
4.Mantar, havuç, yeşil bezelye
5.Sarmısak
6.Sirke
Besinlerin kısa süreli doyurucu etkileri incelendiğinde düşük GI’li
besinlerin yüksek olanlara göre daha doyurucu olduğu bulunmuştur. Yüksek
GI ‘li öğünler, düşük GI’li öğünlerle karşılaştırıldığında yemek
sonrası dönemde, kan şekerinde daha fazla yükselme ve düşmeye ve insülin
düzeylerinde daha fazla artışa sebeb olurlar. Sonuç olarak ileri
saatlerde yağ asitlerinde ve kan şekerinde daha fazla düşüşe ve
acıkmaya neden olurlar. Düşük GI li gıdalarla ise insülin fazla
yükselmediğinden kan şekeri fazla düşmez ve açlık olmaz.
Düşük GI’li besinlerin tüketilmesinin obez çocuklarda vücut kitle
indekslerinde (kilolarında) daha fazla azalmaya neden olduğu
bildirilmiştir.
Düşük GI’li diyetin obezite, kolon kanseri ve meme kanseri gelişiminde
de koruyucu olduğu gösterilmiştir Düşük GI’li ve yüksek lifli besinler
diyabetli bireylerde tokluk kan şekeri ve kilo kontrolünde düzelmeye yol
açtığı için Kanada Diyabet Derneği, Avustralya Diyetisyen Cemiyeti,
Avrupa Diyabet Çalışma Cemiyeti tarafından önerilmektedirler.
Glisemik indeksi düşük gıdalarla beslenince insülin hormonunda azalma
ve enerji artması oluştuğu gibi yağ depolanması azalır ve mevcut yağlar
yakılmaya başlar. Sonuçta da kilo kaybı oluşur. Düşük GI’li beslenme
kilo kaybını 2 mekanizmayla yapar:
1. Doygunluğu artırarak
2. Yağların yakılmasını artırarak
Düşük GI’li gıdalar yüksek GI’li gıdalara göre daha uzun süre tok
tutarlar ve bu nedenle sonraki öğünde daha az yemeyi sağlarlar. Bir
yemekteki GI oranını % 50 artırdığınızda doygunluk hissinde % 50 azalma
olmaktadır. Doygunluk hissindeki bu artış bağırsaktan salgılanan
kolesistokinin hormonunun düşük GI li diyetle daha fazla artış
göstermesine bağlıdır.
Diğer diyetlere karşılık insülin direnci diyetinin faydalı olmasının
nedeni insülin direncini kırmasıdır. 1200 kalorinin altında diyet
yapmak insülin direncini arttırır ve kilo aldırır. Kilo vermek için
acıkmanın ve tatlıya saldırmanın önlenmesi gerekir. Bunun yolu da düşük
glisemik indeksli gıdalarla beslenmekten geçmektedir.
Diyetteki yağı azaltmakla veya toplam kaloriyi çok
azaltmakla veya karbonhidrat miktarını çok azaltmakla açlık hissi
baskılanamaz ve tekrar kilo alırsınız. Düşük glisemik indeksli
beslenmede aç kalma veya özel bir beslenme şekli, yani bir gıdaya dayalı
beslenme, yoktur.
Düşük glisemik indeksli beslenme ile
1. Yemeklerden sonra oluşan uyku basması, öğleden sonraları oluşan
enerji kaybı, halsizlik yok olur. Enerji kaybı veya halsizlik yemek
sonrası oluşan insülin ve şekerdeki dalgalanmalardan kaynaklanmaktadır.
Beyine yeterli glukoz geldiğinden konsantre olursunuz. ve yorgunluğunuz
ortadan kalkar.
2.Tip 2 diyabet, kalp hastalığı, tansiyon, depresyon ve bazı kanserler
önlenir.
3.İyi uyku uyursunuz.
4. Acıkma nöbetleri azalır ve kalkar
Normalde acıkma vücudun yemek ihtiyacı olunca ortaya çıkan
bir durumdur. Ancak acıkmanın vücudun ihtiyacı olmadığı zamanlarda
oluşması normal değildir. Bu nedenle de ihtiyaç olmadan yemek yenildiği
için kilo alınır. Normal olmayan bu acıkma atakları kandaki insülinin
dalgalanmasından oluşur. Yüksek Gİ’li karbonhidrat yenince kan şekeri ve
insülin hızla yükselir ve sonra kan şekerini hızla normalin altına
indirir ve tekrar acıkma oluşur. Tekrar tatlı bir şeyler yerseniz aynı
durum tekrar eder gider. Eğer bu acıkmalar sırasında yüksek GI’li gıda
yerine düşük GI’li gıda yenirse acıkma nöbetleri azalmaya başlar.
Acıkma ataklarını stres de artırabilmektedir. Stres
artınca tatlı gıdalara yönelme olmasının nedeni beyindeki serotonin
denen mutluluk hormonunun bu gıdalarla artması yüzündendir. Stresle
artan kortizol hormonu da serotonini azaltmaktadır. İyi uyuyamayan
kişilerde de acıkma atakları olma nedeni serotonin azlığındandır.
Gıdaların doyma indeksi de önemlidir. Enerji yoğunluğu düşük olan
gıdalar daha hızla doygunluk sağlar. Patates, elma, portakal ve makarna
daha fazla doygunluk sağlar. Çikolata, fıstık daha az tok tutar. Enerji
yoğunluğu dışında tokluk derecesi gıdanın GI’ne bağlıdır. Düşük GI’li
gıdalar ince barsakta daha uzun kalır ve açlık azalır. Yüksek GI’li
gıdalar açlığı artırır çünkü kan şekerini hızla artırır ve hızla
düşürürler. Adrenalin ve kortizol gibi stres hormonları kan şerkeri
hızla düşünce artar ve iştahı artırır.
İnsülin Direnci Diyeti kimler için faydalıdır?
Kilolu ve obezler,
Tip 1 Şeker hastaları
Tip 2 Şeker hastaları
Prediyabet-Gizli Şeker
Gebelik Şekeri Olanlar Diyabet,
Reaktif hipogisemisi-Kan şekeri düşük olanlar
Trigliseridi yüksek olanlar,
Metabolik sendromu olanlar,
Polikistik over sendromu olanlar,
Yağlı karaciğeri olanlar,
Sağlıklı yaşam için herkes
Gözdeki makula dejenerasyonunu önlemek için
Kanser, kalp hastalığı ve felçten korunmak için
Şeker hastalığı ve fazla kilo durumunda vücutta bir enflamasyon
(yangı) vardır. Bütün vücutta bulunan bu sessiz iltihap damar sertliği
ve kalp hastalığının en önemli nedenidir. Kanda insülinin ve CRP
denen bir proteinin artması enflamasyon olduğunu gösterir. Gİ ve
GY tip 2 Diyabet ve kronik hastalıkların ortaya çıkmasında önemlidir.
Yüksek GY ile beslenme kanda hassas CRP düzeylerini artırır. Yani
yüksek oranda hızla sindirilen ve emilen karbonhidrat alımı vücutta
enflamasyonu artırır. apılan bilimsel çalışmalar düşük Gİli beslenme ile
kanda CRP düzeylerini %50 azaldığını göstermiştir.
41 aşırı kilolu kişi 10 hafta sukroz (masa şekeri) veya
tatlandırıcı aldıklarında CRP düzeyinde şeker alanlarda %6 artış,
tatlandırıcı kullananlarda %26 azalma bulunmuştur..
Tam tahıllar incelendiğinde bunların lif ve diğer besinler
açısından çok iyi olduğunu ve düşük GI’e sahip olduğunu göstermiştir.
Tam tahıllarla beslenenlerde bu nedenle kalp-damar ve şeker hastalığı
riski daha az bulunmuştur. Tam tahıl alınınca kanda CRP azalmaktadır.
Gıdadaki lif oranı azaldıkça şeker, hipertansiyon ve obezite artmaktadır
İnsülin Direnci Diyeti ile beslenen kişilerde şu faydalar oluşur:
1.Kilo kaybı
2.Kan basıncı ve yağlarda azalma
3.İnsülin direncinde azalma
4.Kan şekerinde düşme
5.Kanda anitoksidanlarda artma
6.Sistemik enflamasyonda azalma olur
7. Daha enerjik olursunuz
8. Daha iyi konsantre olursunuz, psikolojiniz düzelir
|